Ege’de bize kalan iki adanın büyüğü olan Gökçeada(eski adıyla İmroz), küçük kardeşi Bozcaada kadar kalabalık olmaması ile daha fazla kafa dinleme imkânı sağlayan bir tatil beldesi. Çanakkale’ye bağlı ama İstanbul’a da çok uzak olmaması sayesinde 3 – 4 günlük tatiller için bile tercih edilebilecek yerlerden biri.

Aslında tatile giderken iki şeye dikkat etmek lazım, kafa dinlemek mi istiyorum yoksa bol aksiyon ve eğlence mi istiyorum? Eğer kafa dinlemek istiyorum diyorsan o zaman en popüler, en kalabalık, en trafiğin yoğun olduğu yerler yerine nispeten daha az popüler olanlarını tercih etmek lazım. Gökçeada da bu anlamda kafa dinlemek için uygun bir yer. Ne Bozcaada kadar kalabalık, ne de ruhun sıkılacak kadar sessiz. Dikkat edersen, tatil zamanlarında haberlerde bile hep Bozcaada feribotu yoğunluğundan bahsederler ama kimse Gökçeada’dan bahsetmez.

Anakaraya feribotla 2 saat kadar uzaklıkta ve oldukça büyük bir ada Gökçeada. Büyük olmasının verdiği bir dağınık yerleşim düzeni söz konusu. Köylere bölünmüş durumda o yüzden. Her köyün farklı bir havası farklı bir hikâyesi var. Eğer hem bu hikâyeleri yerinde yaşayarak deneyimleyeyim, hem de büyük şehirden uzak birkaç gün kafa dinleyeyim diyorsan gel sana biraz Gökçeada’da yapabileceklerinden bahsedelim kısaca.

Gökçeada’da Konaklama

“Butik otel, apart otel hepsi var, ama beş yıldız yok ona göre”

“Ev kiralayıp ailemle rahat rahat istediğim kadar kalmak istiyorum”

“Dağ taş kamp yer, at çadırını istediğin yere”

Gökçeada’da Gezilecek Yerler ve Yapılacak Şeyler

  • Araç ayarla

    Gökçeada büyük ve dağınık bir ada olduğu için arabasız gitmek açıkçası pek anlamlı olmayacaktır ve sizi çok fazla kısıtlayacaktır. O yüzden arabanız yoksa ve bu adaya gitmek istiyorsanız birkaç günlüğüne de olsa kendinize bir araba ayarlamalısınız.

  • Kaleköy

    Gökçeada merkeze fazla uzak olmayan bu köy birçok otel ve evin de bulunduğu köy burası. Aynı zamanda akşamları ailenizle keyifle yemek yiyebileceğiniz birçok restoranın, kahvenizi içebileceğiniz kahvehanelerin olduğu şirin bir tatil kasabası. Ayrıca köyün en tepesindeki eski kale kalıntısına çıktığınızda muazzam bir manzara izleyebilirsiniz.

  • Yıldız Koyu

    Kaleköy’e yakın, doğal taşlardan ve çarşaf gibi bir denizden oluşan bir koy burası. Bir özelliği de koruma altında olduğu için avlanma yasağının olması. Eğer deniz gözlüğüyle giderseniz sualtı güzelliklerini izleyebilirsiniz.

  • Gizli Liman

    Adanın en güzel denizinin olduğu yer burası. Hatta Türkiye’deki en güzel denizlerden biri dersem abartmış olmam. Gidince hak verirsin zaten. Masmavi, pırıl pırıl berraklıkta, ne soğuk ne sıcak bir su ve upuzun bir sahil. Ne üstüne yapışan bir kum, ne de ayaklarını yara yapan büyük taşlar. Yüzmelere doyamazsın burada. Sırf burası için bile Gökçeada’ya gidilir. Ama giderken yanınızda şemsiyenizi ve plaj sandalyenizi götürmeyi unutmayın. Çünkü burada tesis yok. Hatta güneşten korunmak için çadır kuranlar bile var.

  • Aydıncık Plajı

    Burası enteresan bir yer, çünkü adanın tuz ihtiyacının büyük kısmı buradaki tuz gölünden sağlanıyor. Bir de gölden çıkartılan siyah çamur var dillere destan, romatizma, sedef gibi hastalıklara iyi geldiği iddia ediliyor.

  • Zeytinliköy

    Burası eski yapısını koruyan çok şirin bir Rum köyü. Eskiden burada bir Madam vardı, Madam’ın dibek kahvesiyle meşhurdu köy o zamanlar.Dibek kahvesi yine var ama maalesef artık Madam hayatta değil.

  • Tepeköy Çınaraltı

    625 yaşında bir çınar ağacı var düşünebiliyor musun? İşte bu tarihi güzelliği görmek ve Ege Denizi’nin ihtişamını muhteşem bir açıyla izlemek için insanlar buraya akın akın geliyor.  Sen de mutlaka git ve hatta istersen ağacın etrafında piknik de yapabilirsin.

  • Kefaloz’da Windsurf

    Aydıncık Plajı’na gittin, kendini çamura buladın ve zor bela temizlendin bir şekilde. Eğer biraz daha aksiyon olsun diyorsan ve rüzgâr sörfü içinde ukde kalanlardan biriyse Kefaloz’da eğitim alabilir ve bu deneyimi yaşayabilirsin.

  • Sualtı Milli Parkı

    Koruma altına alınmış bu bölgede rehberler ve tabelalar sayesinde henüz nesli tükenmemiş birçok deniz canlısını tanıma imkânı bulabilirsiniz.

  • Şnorkelle Dalış

    Denize girdiğiniz her yerde yapabileceğiniz gibi özellikle sualtı milli parkında yaptığınızda daha anlamlı olacaktır bu aktivite. Yüzlerce balık türü ve adını bile bilmediğiniz deniz canlısını suyun altında görmek apayrı bir deneyim olacaktır.

  • Meryem Ana Şenlikleri

    Adanın en kalabalık olduğu zaman Ağustos ortası. Çünkü her yıl 15 Ağustos’ta Rumlar tarafından düzenlenen Meryem Ana panayırı için Yunanistan’dan eski evlerine gelen epey bir insan oluyor. Panayıra ev sahipliği yapan Tepeköy özellikle bu tarihte görmeye değer doğrusu.

  • Güneşin Batışı

    Gökçeada’nın ve doğal olarak ülkemizin en batı noktası olan Gizli Liman’da güneşin batışını izlemek ayrı bir keyif ve unutulmaz bir deneyim olacaktır.

  • Ada kokulu sabunlar

    Gökçeada’nın doğasıyla büyülenip adaya yerleşen İstanbul’lu bir çiftin projesiyle üretimine başlanan ada sabunlarından mutlaka almalısınız Gökçeada’ya gittiğinizde. İsterseniz sevdiklerinize tatil sonrası hediye olarak da götürebilirsiniz.

  • Yeme & İçme

    Dibek kahvesi içmeden ve sakızlı muhallebi yemeden sakın dönmeyin! Özellikle Kaleköy’ün tepesinde manzaraya karşı dibek kahvesi içip, Zeytinliköy’de de köyün meşhur sakızlı muhallebisini yiyebilirsiniz.

  • Fotoğraf

    O güzel rum köylerinden, masmavi pırıl pırıl denizinden, kendinizi çamura buladığınız görüntünüzden birçok hatıranız kalsın isteyecekseniz. Fotoğraf çekmeyi unutmayın!

Gökçeada’ya Ulaşım

Gökçeada’ya organize turla gitmediğiniz sürece arabanızla gitmeniz en iyi ulaşım seçeneği olacaktır. Ada çok büyük ve gezilecek çok yeri olduğundan araç şart. Arabayla gittiğinizde İstanbul’dan Çanakkale istikametine doğru gidip Çanakkale’ye varmadan Kabatepe limanına gidiyor ve oradan Gökçeada feribotuna biniyorsunuz. Gitmeden mutlaka feribot saatlerine bakın ve eğer bayram tatili gibi kalabalık bir günde gidiyorsanız feribot kalkış saatinden en az 2-3 saat önce limanda olun. İyi yolculuklar!

Leave a Comment