Doğu’nun Paris’i desek az olur Gaziantep için. Geçen yıllar içinde öyle geliştirdi ki kendini, birçok İstanbullu doğuda bu kadar büyük ve hareketli bir şehirle karşılaşacağını Gaziantep’e gitmeden hayal bile edemez.

Gelişen sanayisi sayesinde doğu illerinden aldığı göçlerle gün be gün nüfusu artıyor Gaziantep’in. İnsanıyla, enerjisiyle öyle koca yürekli ki bu şehir, gelen herkesi kucaklayıp bağrına basıyor hiç gocunmadan. Sen de gitsen seni de sevgiyle kucaklayacaktır emin ol.

Artık hava yollarının uygun fiyatlı uçuşları sağ olsun, bir hafta sonu aktivitesi olarak bile gidilebiliyor Gaziantep’e. Bu hafta sonu ne yapsak ne yapsak farklı bir şey yapsak diye kafan tırmalanıyorsa ve daha önce hiç gitmediysen, gel değişiklik yapıp Gaziantep’e götürelim seni. Bir kabin valizi yeter. Hadi durma en ucuz bileti bul hemen, biz de sana kısaca neler yapabileceğini anlatalım biraz.

Gaziantep’te Konaklama

“İş adamları ve iş kadınları sağ olsun, her yer otelle dolmuş Antep’te. İster ucuz ister lüks, ne istersen var.”

“Misafirperver Gaziantep insanı bizi şu güzel konaklardan birinde misafir eder mi acaba?”

“Otel istemem ev istemem ille de kamp isterim dersen seni Antep’in köylerine alalım”

Gaziantep’te Gezilecek Yerler ve Yapılacak Şeyler

  • Gaziantep Kalesi

    Şehre gelir gelmez büyük ihtimalle dikkatini ilk çekecek yer Gaziantep Kalesi olacak. Küçük bir tepenin üzerine yerleşmiş bütün şehri izlerken, hoş geldin diyecek sana el sallayarak. Bu kale belki de Türkiye’deki en ihtişamlı kalelerden biri diyebiliriz. Binlerce yıl öncesine uzanan tarihine rağmen, bu ihtişamını ve büyüsünü hala koruyor olması mucizevi bir şey.

  • Zeugma Müzesi

    Özellikle Zeugma Antik Kenti kazı çalışmalarından elde edilen mozaiklerin sergilendiği bu müze, dünyadaki en büyük ikinci mozaik müzesi. İskenderun yazımızda da görmüşsündür, bir diğer büyük mozaik müzesi de Antakya’da bulunuyor. Velhasıl bu coğrafya mozaik cenneti adeta. Kim bilir yerin altında daha niceleri vardır kazılıp gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen. Şimdilik elimizdekileri önce bir görelim de diğerleri bir yana kalsın. Müze her gün açık. Gaziantep yemekleriyle kafayı bozup müzeyi gezmeyi unutmayasın sakın!

  • Oyuncak Müzesi

    Hazır Antep’e gelmişim, ilgi çekici ne var ne yok görmek istiyorum diyorsan Oyuncak Müzesi’ni görmeni de tavsiye ediyoruz sana. Zengin koleksiyonun içinde dolaşırken, bazı parçalar tanıdık gelir çocukluğuna gidersin belki.

  • Hayvanat Bahçesi

    Gaziantep Türkiye’nin en zengin ve geniş alana yerleşmiş hayvanat bahçelerinden birine de ev sahipliği yapıyor. Şehrin biraz daha dışında kaldığı için merkezde gezeceğin yerleri bitirdikten sonra veya öncesinde programına alıp, aslanlarla kaplanlarla boğuşmaya gidebilirsin. Şaka şaka, tabii ki boğuşmayacaksın, hepsi korunaklı kafeslerde malum.

  • Botanik Bahçesi

    Hayvanat bahçesi olur da bitkilerin canı yok mu, botanik bahçesi neden olmasın? Neyse ki bu da düşünülmüş ve muazzam bir botanik bahçesi düzenlenmiş Gaziantep’te. Burası Anteplilerin şehirden kaçıp biraz kafa dinleyip biraz nefes aldığı köşelerden biri ayrıca. Bir yandan daha önce görmediği envai çeşit bitki türünü görüyor bir yandan bitkilerin hayat enerjisiyle canlanıyor insan burada.

  • Bakırcılar Çarşısı

    Eveeet gelelim yine Gaziantep’i Gaziantep yapan köşelerden birine. Birçok dizide, filmde bile bir şekilde ya konusu geçmiş ya da görüntülenmiştir bakırcılar çarşısı. Aslında burası Kale’ye çok yakın bir konumda yürüme mesafesinde. Hatta birçok turistik mekân bu civarda konumlanıyor. Kale ana yoldan bile dikkat çekeceği için biz kaleyi ilk sıraya yazdık ama sen diğer yerleri gezdikten sonra kaleyi ve civarını peş peşe gezebilirsin.

  • Zincirli Bedesten

    Kapalı çarşı sadece İstanbul’da mı var zannediyorsun yoksa sen? Yanılıyorsun. İstanbul’daki kadar devasa büyük olmasa da Gaziantep’in kapalı çarşısı Zincirli Bedesten de dillere destan. Buradaki en güzel şey, çarşı boyunca dolanırken hissedeceğin, havaya sinmiş baharat (özellikle kırmızı biber) kokusu. İçine çekmeye doyamıyor insan bu kokuyu.

  • Emine Göğüş Mutfak Müzesi

    Yavaş yavaş Gaziantep mutfağının zenginliklerine doğru ilerliyoruz. Hazır hala ayakların şişmemiş ve gezmeyi bitirmemişken, o muhteşem tatları tatmaya oturmadan önce mutfak müzesini gezmekte fayda var. Dünyaca ünlü Gaziantep mutfağında kullanılan malzemeleri ve mutfak gereçlerinin sergilendiği müzede Gaziantep mutfağı hakkında kabaca bir fikir edinebilirsin.

  • Kebaplar

    İşte bütün mesele bu. Seni oturduğun yerden kaldırıp uçağa bindiren ve buralara kadar getiren en önemli motivasyon belki de içindeki kebap aşkı ve yaşadığın yerde yediğin kebapların birçoğunun doğum yeri olan orijinal memleketinde yeme merakı. Aman canım olsa olsa ne kadar fark olabilir ki dediğini duyar gibiyiz. Fark ne kelime, baştan sona bambaşka şeyler yiyeceksin burada. Öncelikle kebapçıya gittiğinde sana soracaklar kıyma mı kuşbaşı mı diye? Kuşbaşı ne ki diye düşünüp kalacaksın sen de. Şiş kebap Antep’te kuşbaşı olarak bilinir, bunu öğren önce. Hele yazın gittiysen, kuşbaşının bir de “altı ezmeli” versiyonu vardır, bol domates yatağında sunulan. Offf ne fena bir şeydir o! Sen şimdiden düşünüyorsun bu kebapların en güzelini nerede yerim diye. Muhtemelen kale civarını gezdikten sonra meşhur İmam Çağdaş’a oturacaksın. Fakat biz sana kıyıda köşede bir sokakta küçük bir dükkânı olan Halil Usta’yı da pas geçmemeni öneriyoruz.

  • Fıstık & Baklava

    Düşünsene, Antep fıstığı diye bir şey var. İsmi direkt Antep yani başka bir memleketle özdeşleşmiş değil. Hayal edemeyeceğin kadar Antep fıstığı göreceksin bu şehirde haliyle. Ah o fıstıklar bir de incecik açılmış baklavalarla birleşirse… Kebapları yedikten sonra bir dilim özellikle “havuç dilim” baklavasından yemeni şiddetle tavsiye ediyoruz. Yedikten sonra dayanamayıp birkaç kilo da paket yaptıracaksın mutlaka. Zaten Gaziantep’ten dönüş uçaklarının yarısı baklava ve fıstıkla dolu neredeyse. Paketsiz uçağa bineni dövüyorlar. O yüzden rahat ol yaptır paketleri bol bol.

  • Katmer ye

    İnsanın Gaziantep’te 500 kilo olmaması işten değil. Yok böyle lanet olası bir tat! Adeta bir kalori bombası. Ama ne yazık ki katmeri paket yaptırıp alamıyorsun. Taze taze pişirilip sıcak sıcak servis ediliyor çünkü. Yazın bunun bir de dondurmalı versiyonunu yapıyorlar ki, yiyip yiyip ne yediğini anlamayasın.

  • Kırmızı Biber almadan eve dönme

    O da ne alaka deme, bak ciddiyiz. Bir kere alıştın mı Gaziantep’in kıpkırmızı katkısız biberleriyle yemeklerini tatlandırmaya, bir daha asla vazgeçemeyeceksin. Marketten aldığın biberlerin hepsini çöpe atacaksın. O yüzden eve dönmeden önce mutlaka gezdiğin çarşıda biberini de al öyle dön. Hatta adamın kartını al, bitince kargoyla sipariş verirsin. Annenler bile alışacaklar ve senden hep bu biberi isteyecekler hazırlıklı ol.

  • Halfeti’ye git

    Fırat’ın boylu boyunca uzanan ihtişamı ile Urfa ve Gaziantep’i birleştirdiği, köylerinin neredeyse tamamı Birecik Barajı yapımında yükselen suların altında kaldığı, vardığında tepenin başından izlerken cennet burası olmalı diyeceğin bir yer Halfeti. Vaktin kalmadıysa bile mutlaka yaratmalısın bu güzelliği görmek için. Bir yanda güzellik tabii ama bir yanda da hüzün var Halfeti’de. Tekne turuna çıkıp batık şehrin kalıntılarını tekneden izlediğinde ürperti ile karışık yaşayacaksın o hüznü. Ama yine de bitmesin isteyeceksin o tekne turu. Fırat’ın kucağında saatlerce kalıp, binlerce yıl öncesine uzanan tarihini düşünmek ve büyüleyici güzelliğini seyretmek isteyeceksin.

Gaziantep’e Ulaşım

Gaziantep’e yurdun dört bir yanından, özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara’dan her gün düzenli uçuşlar bulunuyor. Hele ki kampanyalı uçak bileti bulabilirsen, gitmeden araç kiralama rezervasyonunu da yaptırırsan tadından yenmez. Hadi o zaman sana iyi yolculuklar!

Leave a Comment